10 Ağustos 2010 Salı

Ve Dilemenin Sonucu..


Evet şaka gibi ama canım istedi ve koymak istedim bazen adını bilmediğim anlarda ben ona pandam benim derdim kiloluydu hafiften kilosunun yanı sıra aynı an da bilgisi de hafif meşrepti bence:) Onca kafaya takışların sonucunda ve aynı an da duaların sonucunda bir de baktım ki yine anlayamadığım bir şekilde gelmiş önümde gördüm hafif bi şok yaşamadım desem yalan olur:) Sahib yüzünden mesafeliydim/k hep tabii ama ellerin kontrolünü yapmamak içimde hep bir ukteydi ve yüzüğü görmemek de hoşuma gitti açıkçası. Elinin elime değmesi bile o kadar enerji verdi ki bana günün her anı nemrut olan ben mutlu bi adama dönüşüverdim.. Bunları yazarken boş muyum dolu muyum bilemem ama insan mutluyken gerisinin önemsiz olduğunu söylememiş miydik? Belki bir gün o da olacak yakın bi gelecekte o da okuyacak belki belki.. Umudu kaybetmemek gerek...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Şunu Unutma...

Tatilden dönüş.. Ve hızlı hızlı gene aynı mekana sabahın erken saatinde kaçıp gitmek.. Onu görmek, özlemek hem de sonu ne bilmeden, göremeden, sevdiremeden.. Sanırım görmemek daha çok özlersin onu, gözünün önündeykense sana bakması şart değil orda olduğunu bilmen nefes aldığını aynı noktaya bakabildiğinizi bilebilmen o havayı teneffüs edebilmen bile seni rahatlatıverir. Peki ya bunu ne kadar sürdürebilirdim bunun üstüne yoğunlaşıp kafayı yemekten ya da her şeyi ama her şeyi unutup salmamaktansa 'O' hariç diğerlerini salmak doğrulardan mıdır acep? Sabır derler ya hani ona daha çok bağlandığımı hissediyorum üstelik bu sıcakta dahi..